Similia Similibus Curantur

SAGLIK NEDİR ? /Çiğdem Turgay

Çiğdem Turgay (Homeopat)

Evrenle uyum içinde olursak, evrensel enerji içimizden hiçbir engelle karşılaşmadan akar. Böylece içsel kaynaklarımızı tüketmek zorunda kalmayız.

Sağlık, denge ve uyum içinde olma halidir.  Kişinin kendisi ve çevresi ile uyumlu yasaması, yaşamın amacı olan yaratıcılığını, kendisi ve çevresi için olumlu yönde kullanabilmesidir.

Kendimiz ile uyumlu yaşamak nedir?
Her bireyin kendine özgü bir karakteri ve kişilik yapısı vardır. Kişilik yapımıza, doğamıza uygun olarak yaşayabiliyorsak mutlu ve sağlıklı oluruz. Kişilik yapımıza aykırı bir yaşam içindeysek,  devamlı zorlanır,  stres altında kalırız.

Kimimiz içe dönük, kimiz dışa,
Kimimiz sakin tabiatlı, kimimiz heyecanlı,
Kimimiz hareketli,  kimimiz yavaşızdır.
Bazımız sıcaktan hoşlanırız, bazımız soğuktan,
Bazımız tatlı severiz,  bazımız ekşi veya acı,
Kimimiz çok su içeriz,  kimimiz nadiren susarız..
Az uyku ile yetinenler vardır, dinlenebilmek için çok uzun uykulara ihtiyacı olanlar…

Ne yazık ki günümüzde yaşam koşulları sımsıkı standartlara bağlı ve herkes belli bir kişilik şablonu içinde tanımlanmaya çalışılıyor. Zeka, uyku, gıda ve herşey sayısal değerlerle ölçülüyor. Hatta bu kalıplara uymayanlara belirli hastalık sıfatları yakıştırılıyor. Doğamız ne olursa olsun bu kalıplar içinde yaşamaya zorlanıyoruz.

Doğal çevremizle uyumlu yaşamak bir yana, havayı toprağı ve suyu kirletip zehirliyoruz. Yaşantımızın çoğunu demir ve beton yığınları arasında, hareket etmeden, kapalı mekânlarda geçiriyoruz. Suni gıdalarla dengesiz besleniyor, kola, kahve ve alkol gibi uyarıcılarla vücudumuzu zehirliyoruz.

Bozulan sağlık dengemizi yeniden kazanmak için bir taraftan mucize vadeden tedavilere bel bağlayıp ilaçlar alıyoruz bir taraftan çabuk çözümler üretecek diyetlere başvurup sağlığımızı daha da fazla bozuyoruz.

Egzersiz için doğaya çıkıp açık havada oksijen ve güneş ışığından yararlanacağımıza, kapalı mekânlarda elektrikle çalışan aletlerden medet umuyoruz. Zayıf olmanın ve formda görünmenin sağlıkla eş anlamlı olduğu yanılsamasına kendimizi inandırmış görünüyoruz.

Homeopati:
Homeopati, kişiyi fiziksel, duygusal, zihinsel bir bütün olarak ele alır, içinde yaşadığı sosyal ve doğal çevresi ile beraber değerlendirir. Canlıların kendi kendini iyileştirme gücü olduğunu ve tedavinin ancak bu gücün uyarılması ile mümkün olacağını savunan, bütüncül bir tedavi anlayışıdır. Benzerin benzerle tedavisi prensibine dayanır. Homeo (benzer) patheos (rahatsızlık)   kelimelerinden oluşmuştur. Potentize ve seyreltme yolu ile hazırlanan bitkisel, hayvansal, mineral gibi doğal kaynaklardan elde edilen ve  toxic yan etkileri olmayan ilaçlar kullanır.

Bir Alman tıp doktoru olan Samuel Hahnemann (1755-1833) tarafından bilimsel bir sistem olarak formüle edilmiştir.  Benzerin benzerle tedavisi  bilgisinin çok eski zamanlardan beri uygulanmakta olduğunu biliyoruz ( M.Ö. 5000 Hint elyazmalarında, daha sonra Hippocrat’ın yazılarında bu prensibin bilinip uygulandığını görüyoruz.)

Yaşam gücü:
20. Yüz yıl tıbbına, canlının biyokimyasal bir mekanizma olduğu görüşü hakim olmuştur. Hastalıklara dış etkenlerin, virüs, bakteri gibi mikro organizmaların neden olduğu yaklaşımı benimsenmiştir. Yaşam gücü,  uyum ve denge kavramları, bu mekanik görüşün dışında bırakılmıştır. Oysa, canlı varlık sadece biyokimyasal bir mekanizma değildir. Onu yaşatan bir enerjinin olduğunu biliyoruz. Bu parmak izi gibi kişiden kişiye değişen özgün bir enerjidir. Biz buna  Homeopatide, YAŞAM GÜCÜ(vital force) diyoruz.

Yaşam gücü kavramı bütün kültürlerde vardır. Çin’ liler buna Chi, Hint’liler Praghna, batı kültürleri spirit, biz de ruh diyoruz.
Bu enerji olmadan yaşam mümkün değildir. Yaşam gücü organizmayı dışarıdan ve içerden gelen tepkilere, streslere karşı devamlı olarak korumakla meşguldür. Dengeyi korumak icin de zaman zaman tepkiler vermek zorundadır. Zehirlendiğimiz zaman kusmak, virüslerden korunmak için ateş, iyi işlemeyen bir organa dikkati çekmek için ağrı gibi. Yani batı tıbbında hastalık olarak kabullenilen bulgular aslında yaşam gücünün dengeyi bulma çabalarıdır. Bu bulguları bastırarak, ortadan kaldırarak canlıyı sağlığına kavuşturamayız. Şöyle bir örnekle anlatmak mümkün; Suyu fazla kaynatan bir kazan patlamamak için en zayıf bulduğu yerden yol bulup buhar çıkaracaktır. Suyun kaynama nedenlerini bulacağımız yerde buhar çıkan yolları tıkarsak kazanın patlamasına neden oluruz,  problemin çözümüne değil..

Homeopatiye gore hastalığa neden olan tek faktör yaşam gücünün zayıflamasıdır. Hastalık lokal bir problem değildir, merkezden gelen bir rahatsızlıktır. Merkezden gelen rahatsızlığı anlamak,  kişinin o anda ne hissettiği, ne düşündüğü, nasıl davrandığı, nelere karşı hassas olduğu, nelerden hoşlanıp hoşlanmadığını vb bulmakla mümkündür. İnsan bir bütün olarak hastalanır, organ sistemleri birbirine bağlı olarak çalışır. Semptomların tek tek ortadan kaldırılması geçici bir iyileşme gösterse de kalıcı sağlık ancak vücudun kendi kendini iyileştirme gücü ile sağlanabilir.

Farkındalık:
Homeopati kisiyi birey olarak ele alır, ‘Hastalik yok hasta insan var’ yaklaşımını gösterir. Her kişi kendi şifalanmasından sorumludur, bunu da  farkındalığını arttırarak yani kendini tanıyarak yapabilir. Ancak kendini tanıyan kisi sürekli bir ‘relatif-göreceli’ sağlığa ulaşabilir. Farkındalığa ulastığımızda kendi gücümüzün bilincinde oluruz ve bunu sadece kendimizin degil bütünün de yararına kullanırız.

Şairin dedigi gibi ‘bir ağac gibi tek ve hür ve bir orman gibi kardeşcesine’ yaşarız…

Çiğdem Turgay
Homeopat